8 Aralık 2011 Perşembe

SOĞUKLA DONAN İNADIM…


Havadaki yakıcı soğuk, bir bıçak gibi tenimi yarıp, iliklerime kadar işliyordu. Ayaklarımın uyuşmaya başladığını hissettim. Ama otobüsün gelmeye hiç niyeti yoktu. Tam bir saat on beş dakikadır beni sıcacık evime götürecek otobüsü bekliyorum. Acaba bir sonraki durağa kadar yürüsem mi? Böylece hem biraz hareket edip ısınmış olurum, hem de bu benden başka kimsenin olmadığı asık suratlı duraktan kurtulurum. İyide, tam ben yürümeye başladığımda, otobüs yanımdan bir Ferrari gibi, kasıla kasıla geçip giderse? Yok ya, bekleyim en iyisi. En kötü ihtimalle; şu geçerken kornaları ‘Gel seni evine bırakalım’ diye bağıran arabalardan birine biner, kendilerini çapkın ya da playboy diye adlandırıp ta, beyinleri, altındaki arabadan başka şeyi yürütmeye basmayan heriflerle yolculuk yaparım. Ne diyorum ben! Bu soğuk benim kafayı üşütmemi de sağladı sonunda. Eyvaaahhh!! Bu akşam benim dizi vardı. Tam da heyecanlı yerinde kalmıştı, yine kaçıracağım. Nerde kaldı bu son kullanma tarihi geçmiş otobüs? Şoföre başlık parası vereceğim bir daha ki sefere. Nedense bu trafik mağduru hep ben oluyorum. Uğursuzluk bu durakta kesin. Of ya yine bir araba yavaşlıyor. Bu akşam bütün çekiciliğim üzerimde herhalde..
‘‘ İyi akşamlar hanımefendi. Uzun zamandır bekliyorsunuz sanırım. Gideceğiniz yere bırakabilirim.’’
Ona neyse benim ne kadar beklediğimden. ‘‘ Teşekkür ederim. Eminim otobüs gelmek üzeredir.’’
‘‘ Ben bu kadar emin olmazdım. Trafiğe ve kara baksanıza. Buyurun lütfen.’’
 Haydaaa! Bu da radyoda yol bildiren adamlardan herhalde. Çattık.
‘‘ Hayır, siz yolunuza devam edin, ben olmadı bir taksiye atlar giderim. Siz boşuna endişelenmeyin.’’
‘‘ Soğukta iyice üşümüşsünüz. İnat etmeyin de hadi binin arabaya. Size insanlık yapıyorum sadece. Bunda yanlış anlayacak bir şey yok.’’
Aman da aman. Pekte merhametli çıktı arkadaş. İnsanlık namına şimdi bende açacağım ağzımı ama titremekten konuşamıyorum ki.
‘‘ Bugün; dünya Durakta Bekleyen Bayanları Kurtarma Günü falan mı? Ne kadar yardımsever varsa hepsi bugün rastladı nedense?’’
Dili de pabuç kadarmış. Ne inatçı kadın çıktı. Altı üstü gittiği yere kadar bırakacağım, tabi bu arada da üstün cazibemle onu etkileyebilirim.
 ‘‘ Hanımefendi, size kötü bir niyetim yok dedim. Bakın sonra benim kadar kibar olmayan biri, sizi zorla arabaya atarsa, benden günah gitti.’’
Ukala! Ama adamın gülümsemesi de çok tatlı yahu. Aslında güvenilir bir imajı var. Yine de arabasına binersem, hiç güven vermeyen bir davranış yapmış olurum.
‘‘O zaman siz şimdiden polisi arayıp benim eşkalimi verin. Ancak bulurlar beni.’’
Yerim senin havanı esmer bomba. Canın isterse, ne yapalım. Soğukta bekle de aklın başına gelsin.
‘‘ Tamam, pes ediyorum. Siz bilirsiniz. İnşallah otobüs, dediğiniz gibi, gelmek üzeredir.’’
Eyvah adam gidiyor! Lanet olsun, güven vermek kimin umurunda! Daha fazla burada beklersem heykel olacağım.
‘‘Bekleyin lütfen! Tamam geliyorum.’’





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder