Bir kez daha dedim. Sadece bir kez daha… Bu sadece vicdanımı susturmak içindi tabiî ki. O kadar emindim ki; ne ilk olacaktı ne de son. Kalbim durana kadar, hep son bir kez diyerek, ömrümü karanlık bir gece gibi belirsiz geçirecektim; ama yıldızlarla birlikte…
Derin bir düşünce kuyusundaydı aklım. Ellerim yazmaya çalışıyordu içimde saklı kalanları, söylemek isteyip de söyleyemediklerimi, kin dolu fotoğraf albümümü, içine kapalı kalmış sevgilerimi, yastığımda terk ettiğim bol acılı gözyağmurlarımı… Neden diye sormalarımı tam terk etmeye karar vermişken, şimdi nerden çıktı ki mavilerimde kalmış bu ıssız gürültüler? Özlemlerimi kusma zamanı mı gelmişti yani? Peki bundan nasibini almayan kim kalacaktı; kim kurtaracaktı beni? Hepsi birden umutlarıma doğru geçmişimle saldıracak, hırsla biriktirdikleri ne kadar sahip olamadıkları varsa, silahlarına tek tek onları doldurup, ayaklarıma ateş edeceklerdi. Evet ayaklarıma! Sırf ben de onlar gibi çabuk yıkılıp, kalbimi cehennemin kokuşmuş duygularıyla besleyeyim, onlara benzeyeyim diye. Ah Allah’ım! Beni insan bile olamamış bedenlerin kötü ruhlarıyla baş başa bırakıp gidecek misin yoksa? Yoksa yenilmeme izin mi vereceksin karşı tarafı bile olmayan bu korkunç savaşta? Kanatlarımı kaybetmek üzereyim. En sevdiğim yolculuklarımda maviye varışlarımı bana çok görenlere zafer naralarını hediye etmek için mi bu sessiz sedasız hazırlıklar? Çok yorgunum, hem de çok… Adını koyamadığım karmakarışık duygular fırtınasının tam ortasında kaldım. Esaretim kendi hatalarımdan mı yoksa bana o hataları yaptıranlardan mı anlayamıyorum ama her şeye rağmen bedelleri ödemeye devam ederek yaşamak ne garip. Ya da bu kadar acıya rağmen hala yaşamayı deli gibi arzu eden, bunun için her türlü yola başvurmaya hazır insanoğlunu anlamak çok zor. Cevapları olan, fakat sorularını bulamadığım cümleler dolaşıyor kendimi kendime hapsettiğimde. Öyle bir argos; içimi kanatıyor ama kimse görmüyor. Karar vermelerin eşiğinde, bir masum çocuk yüzü görüp de içi cızlayan anne gibi, veda etmek zorunda kaldıklarıma yas tutuyor günlerim. İşte sırf bu yüzdendir ki o veda anları bir türlü gelip çatmıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder