Havadaki yakıcı soğuk, bir bıçak
gibi tenimi yarıp, iliklerime kadar işliyordu. Ayaklarımın uyuşmaya başladığını
hissettim. Ama otobüsün gelmeye hiç niyeti yoktu. Tam bir saat on beş dakikadır
beni sıcacık evime götürecek otobüsü bekliyorum. Acaba bir sonraki durağa kadar
yürüsem mi? Böylece hem biraz hareket edip ısınmış olurum, hem de bu benden
başka kimsenin olmadığı asık suratlı duraktan kurtulurum. İyide, tam ben
yürümeye başladığımda, otobüs yanımdan bir Ferrari gibi, kasıla kasıla geçip
giderse? Yok ya, bekleyim en iyisi. En kötü ihtimalle; şu geçerken kornaları
‘Gel seni evine bırakalım’ diye bağıran arabalardan birine biner, kendilerini
çapkın ya da playboy diye adlandırıp ta, beyinleri, altındaki arabadan başka
şeyi yürütmeye basmayan heriflerle yolculuk yaparım. Ne diyorum ben! Bu soğuk
benim kafayı üşütmemi de sağladı sonunda. Eyvaaahhh!! Bu akşam benim dizi
vardı. Tam da heyecanlı yerinde kalmıştı, yine kaçıracağım. Nerde kaldı bu son
kullanma tarihi geçmiş otobüs? Şoföre başlık parası vereceğim bir daha ki
sefere. Nedense bu trafik mağduru hep ben oluyorum. Uğursuzluk bu durakta
kesin. Of ya yine bir araba yavaşlıyor. Bu akşam bütün çekiciliğim üzerimde
herhalde..
‘‘ İyi akşamlar hanımefendi. Uzun
zamandır bekliyorsunuz sanırım. Gideceğiniz yere bırakabilirim.’’
Ona neyse benim ne kadar
beklediğimden. ‘‘ Teşekkür ederim. Eminim otobüs gelmek üzeredir.’’
‘‘ Ben bu kadar emin olmazdım.
Trafiğe ve kara baksanıza. Buyurun lütfen.’’
Haydaaa! Bu da radyoda yol bildiren adamlardan
herhalde. Çattık.
‘‘ Hayır, siz yolunuza devam
edin, ben olmadı bir taksiye atlar giderim. Siz boşuna endişelenmeyin.’’
‘‘ Soğukta iyice üşümüşsünüz.
İnat etmeyin de hadi binin arabaya. Size insanlık yapıyorum sadece. Bunda
yanlış anlayacak bir şey yok.’’
Aman da aman. Pekte merhametli
çıktı arkadaş. İnsanlık namına şimdi bende açacağım ağzımı ama titremekten
konuşamıyorum ki.
‘‘ Bugün; dünya Durakta Bekleyen
Bayanları Kurtarma Günü falan mı? Ne kadar yardımsever varsa hepsi bugün
rastladı nedense?’’
Dili de pabuç kadarmış. Ne inatçı
kadın çıktı. Altı üstü gittiği yere kadar bırakacağım, tabi bu arada da üstün
cazibemle onu etkileyebilirim.
‘‘ Hanımefendi, size kötü bir niyetim yok
dedim. Bakın sonra benim kadar kibar olmayan biri, sizi zorla arabaya atarsa,
benden günah gitti.’’
Ukala! Ama adamın gülümsemesi de
çok tatlı yahu. Aslında güvenilir bir imajı var. Yine de arabasına binersem,
hiç güven vermeyen bir davranış yapmış olurum.
‘‘O zaman siz şimdiden polisi
arayıp benim eşkalimi verin. Ancak bulurlar beni.’’
Yerim senin havanı esmer bomba.
Canın isterse, ne yapalım. Soğukta bekle de aklın başına gelsin.
‘‘ Tamam, pes ediyorum. Siz
bilirsiniz. İnşallah otobüs, dediğiniz gibi, gelmek üzeredir.’’
Eyvah adam gidiyor! Lanet olsun,
güven vermek kimin umurunda! Daha fazla burada beklersem heykel olacağım.
‘‘Bekleyin lütfen! Tamam
geliyorum.’’
…